Doğuştan getirdiğimiz iki tür kayıt mekanizmamız vardır: Bilinçaltı ve Bilinç. Beynimizdeki görünmez olan bu iki cihazın hayatımız üzerindeki etkileri çok büyüktür. Özellikle de bilinçaltımızın... Yaşamımız boyunca seçimlerimizde, aldığımız kararlarda neyin nasıl yön verdiğini bilmeden yaşıyoruz. Artık bilinçaltıyla tanışma vakti geldi.
Önce bilinç ile bilinçaltı arasındaki farklardan başlayalım. Bilinçaltımız henüz biz doğmadan devrededir. Anne karnındayken kayda başlayan taraf burasıdır. Bu nedenle hamilelik sürecinin nasıl geçtiği önemlidir. Anne karnındayken duyulan, maruz kalınan her şey beyne kaydedilir. Annenin karnına şefkatli dokunuşları, dinlediği müzikler, huzurlu hissedişi veya tam tersi bebeği istemeyişi, onu düşürme çabaları ve daha pek çoğu bilinçaltı sayesinde zihne işlenir. Bilinç ise genellikle 3 yaş itibariyle ambalajı açılıp çalışmaya başlar. Şuurumuzla bu dönemde tanıştığımız için çoğunlukla üç yaş ve öncesi anılarımız hatırlanamaz, yok gibidirler. Oysa olan biten her şey bilinçaltımızda duruyordur. Bilinç; elekli bir sistemdir. İyi, kötü, güzel, çirkin deyip istediğini alır, istemediğini almaz. Bilinçaltımız ise sünger gibidir; gördüğü, duyduğu, tattığı, deneyimlediği her ne varsa hepsini emerek alır. Bu nedenle uçsuz bucaksız bir kütüphane gibidir. Tozlu raflarla dolu, milyarlarca veriden oluşan, ufku görünmeyen bir kütüphane… Bilinçli tarafımız ahkam kesen ve önyargıları olan kısımdır. Bilinçaltı ise çocuksu bir masumiyetle çalışır, kolay inanır, saftır. Ayrıca insanoğlunun varlığını güvende devam ettirebilmesine odaklı yer bilinçaltımızdır. Yani bir ayı gördüğümüzde bize kaçmamız gerektiği sinyalini çakan yerdir.
Şimdi buraya kadar konuştuklarımızı anlayabileceğimiz bir örnek üzerinden gidelim: Çocukluğunuzdan beri hayvan sevgisinin aşılandığı bir ortamda büyüyerek, hayvansever biri olduğunuzu düşünelim. Bir gün sizi bir köpek ısırır. Canınız yanar, kuduz aşısı olursunuz vs. Ardından bir başka gün yolda yürürken tasmalı olduğunu gördüğünüz, sahibiyle yürüyen bir köpek nedeniyle kaldırım değiştirdiğinizi fark edersiniz. Bilinçli tarafınız size der ki: ”Ne yapıyorsun! Sen ki hayvanları bu kadar seven birisin, ne diye o tatlı köpekten kaçıyorsun! Tamam, seni bir köpek ısırmış olabilir. Ancak sen de biliyorsun ki, o bir sokak köpeğiydi, iriydi ve cinsi hiç buna benzemiyordu…”Daha bir sürü telkinlerle bilinciniz sizi ikna etmeye çalışsa da, anlam veremediğiniz bir şekilde yolunuzu değiştirmeye devam edersiniz. Sizi buna iten; sesini duyamadığınız, içinizde hissettiğiniz o itki, bilinçaltıdır. Bilinçaltının sesini duyamasak da, davranışlarımıza yön veren en büyük patron odur. ‘Ben de biliyorum uçağa binmekten korkmanın saçma olduğunu, bir sürü arkadaşım biniyor bir şey olmuyor ama işte…!” deyip doğrusunu bilmenize rağmen farklı davranmaya sizi iten yer bilinçaltımızdır. Ayrıca insanoğlunun varlığını güvende devam ettirmesine odaklı olduğundan, genellemelere de sahiptir: “O köpek ısırdıysa, bu da ısırabilir. Ne malum kedinin de zarar vermeyeceği. Ya kuş da gagalarsa…” ya kadar kimi zaman ucu gidebilir ve bir anda sizi tüm hayvanlardan korkar hale sokabilir. İşte aynı şekilde terk edip giden bir baba figürünü kaydeden zihin, yetişkinlik döneminde tüm insanlara güven duyma noktasında kişiye zorluk yaşatabilir.
Bilinçaltının kendisini güvende hissetmesini sağlayan en temel prensiplerden biri aşinalıktır. Yalnızca tanıdık sistemler içerisinde kendisini güvende var edebilir. Bu sebeple bizler yaşımız geçtikçe bizi büyüten insanlara ve o çevreye benzerlik göstermeye başlarız. Bugüne kadar istemediğiniz halde neden aile üyelerinize benzer davranışlar sergilediğinizi mi sorguluyordunuz? İşte cevabı! Bilincimiz bize; “asla anneme benzemeyeceğim” dedirtse de, bir bakarız, hay aksi (!), gene de annemize benziyoruz. Bilinçaltı içimizde bir ses yükseltir ve der ki “sen, seni büyüten o kişilere ve o çevreye bir benzerlik göster ki, kendine yabancılık çekme ve kendi içsel varoluşunu güvende tutabil.” Bu nedenle istesek de istemesek de yetiştiğimiz ortama benzerlik gösteren yanlarımızı keşfederiz.
Bilinçaltımızın derinlikleri; sezgilerimiz ve hislerimize yansımaları, bilinçaltına gönderilen mesajlar, bilinçaltını yönlendirme ve yeniden kodlamalar, bilinçaltımızın partner seçimlerimize etkisi ve daha pek çoğu gelecek yazılarımda sizlerle… Bilinçaltınızla iletişime geçebildiğiniz, bilicinizle dostane ilişkiler kurduğunuz huzurlu günler dilerim.
Kommentare